Japonca,  Masal

Masal: Şeytan Maskesi (Kagoshima Efsanesi)

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; Japonya’nın güneyinde, Kagoshima ilinin İjuuin kasabasındaki Noda köyünde çok dindar, temiz kalpli yaşlı bir kadın yaşarmış. Bu yaşlı kadın her sabah, ev halkından ve güneşten bile önce uyanır, köyün dışındaki tapınağa Amida Buddha’ya dua etmeye gidermiş. Onun bu hayattaki en büyük tesellisi, üç yıl önce kaybettiği sevgili eşinin ruhu huzur bulsun diye dualar etmekmiş.

Ancak evde bu durumdan hiç memnun olmayan bencil, huysuz ve açgözlü bir gelin varmış. Gelin, yaşlı kadının her sabah tapınağa gitmesini vakit ve nakit kaybı olarak görür, içten içe ona çok öfkelenirmiş. Kocası her ne kadar “Dokunma anama, yaşlı kadının tek eğlencesi bu, kalbi kırılır” diye annesini savunmaya çalışsa da, gelinin dırdırı ve şirretliği hiç bitmezmiş. Yaşlı kadının yüzüne karşı, “Bu işin gücün arasında her gün tapınağa gidilir mi? Çarıkların eskiyor, verdiğin bağış parası az buz değil! Gideceksen ayda bir git, yılda bir git!” diye çıkışırmış.

Oysa yaşlı kadın gününü tapınakta öldürmez, duasını bitirir bitirmez hemen eve koşar; bahçeyi temizler, avluyu süpürür, herkesten çok çalışırmış. Komşuları onun bu gayretine ve sabrına hayran kalırken, gelin kapılara fırlayıp kadını herkesin içinde azarlamaktan geri durmazmış. Yaşlı kadın ise gelini ne kadar kötü davranırsa davransın, asla ona gücenmez, sabırla tapınak yolunu tutmaya devam edermiş. Yaşlı bedeni için bu yol hiç de kolay değilmiş; yolun yarısında bulunan küçük, terk edilmiş bir kulübede nefeslenir, ancak ondan sonra tapınağa varabilirmiş.

Bir sabah, gökyüzü kapkara bulutlarla kaplanmış, güneş adeta doğmak bilmemiş. Yağmur yağdı yağacak, tekinsiz ve zifiri karanlık bir günmüş. Yaşlı kadın her şeye rağmen gitmek için hazırlanınca, oğlu ona arkasından hasır pelerinini ve şapkasını uzatmak istemiş. Fakat gelin büyük bir hırsla araya girerek buna engel olmuş. O an öfkeden gözü dönen gelinin yüzü o kadar korkunç görünmüş ki, kocası korkuyla “Yahu hanım, ne olur öyle iblis gibi bakmasan…” diye fısıldamış.

Kocasının bu sözü gelinin aklına haince bir plan getirmiş. “Ben seni o tapınağa göndermeyi bilirim!” diyerek gizlice yaşlı kadının peşinden karanlık orman yoluna koyulmuş. Kestirme yollardan giderek yaşlı kadının her zaman dinlendiği o yol üstündeki küçük kulübeye ondan önce varmış. Kulübede asılı duran, boynuzlu ve dehşet verici bir İblis (Oni) maskesini yüzüne geçirip çalıların arkasına saklanmış.

Yaşlı kadın karanlıkta önünü görmeye çalışarak kulübenin önüne gelip her zamanki gibi çiçek bırakacakken, birden karanlığın içinden gök gürültüsünü andıran korkunç bir kahkaha yükselmiş. Kulübenin kapısı ardına kadar açılmış ve karşısına boynuzlu, devasa bir iblis fırlamış. Yaşlı kadın korkuyla “İmdat!” diyerek arkasına bakmadan eve doğru kaçmaya başlamış. Arkasından kovalayan canavardan kaçıp can havliyle kendini evden içeri atmış ve oğlunun kolları arasında bayılıp kalmış.

Gelin ise amacına ulaşmanın verdiği sinsilikle maskeyi yüzünden çıkarmak istemiş. Fakat tam o an dehşet verici bir şey olmuş: Maske gelinin yüzünden ayrılmıyormuş. Ne kadar zorlarsa zorlasın, maske etine ve derisine yapışmış, sanki yüzüyle birleşmiş. Canının acısından ne yapacağını bilemeyen gelin, köylülerin kendisini bu halde görmesinden korktuğu için zifiri karanlık çökene kadar dağlarda saklanmış.

Gece yarısı, bardaktan boşanırcasına yağan yağmurun altında evin kapısı çalınmış. Oğlu kapıyı açtığında, başını bir örtüyle sımsıkı kapatmış ağlayan bir kadın görmüş. Örtüyü kaldırdığında ise korkuyla geriye fırlamış, çünkü karşısında karısının elbiselerini giymiş o korkunç iblis duruyormuş. Gelin hıçkırıklar içinde, “İblis değilim, ben senin karınım! Annemi korkutmak için o maskeyi taktım ama şimdi yüzümden çıkmıyor, yalvarırım kurtarın beni!” diye yalvarmış.

Oğlu ve o sırada ayılan yaşlı kadın ne kadar uğraşsalar, maskeyi ne kadar asılsalar da nafile… Maske gelinin yüzünün bir parçası olmuşmuş. Ertesi sabah, yaşlı kadın her şeye rağmen yine erkenden yola koyulmuş; ama bu kez Amida Buddha’ya sadece gelininin bağışlanması ve o maskeden kurtulması için gözyaşlarıyla dua etmiş.

Günler günleri kovalamış, yaşlı kadın her sabah gelin için yalvarmış. Sonunda bir sabah, gelin yüzünde müthiş bir kaşıntıyla uyanmış. Elini yüzüne götürdüğünde, o uğursuz maskenin kendiliğinden tık diye yatağa düştüğünü görmüş. Aynaya baktığında kendi yüzüne yeniden kavuştuğunu gören gelin, sevinçten ağlamaya başlamış.

Yaşlı kadın tapınaktan döndüğünde, gelin hıçkırıklar içinde onun ayaklarına kapanmış. Yaptığı tüm kötülükler, söylediği tüm kötü sözler için pişmanlıkla af dilemiş. Temiz kalpli yaşlı kadın, gelininin elinden tutarak onu ayağa kaldırmış, “Geçti kızım, geçti, artık ağlama” diyerek onu şefkatle kucaklamış.

O günden sonra gelin tamamen değişmiş. Her sabah kayınvalidesiyle birlikte erkenden uyanıp tapınağa gitmeye, onunla yan yana dua etmeye başlamış. Evlerine, hakiki pişmanlığın ve sonsuz sevginin getirdiği büyük bir huzur gelmiş; ömürlerinin sonuna kadar mutluluk içinde yaşamışlar.

Şeytan Maskesi” (鬼の面 – Oni no Men), Japonya’nın güneyindeki Kyushu bölgesinde yer alan Kagoshima idari sınırları içindeki eski İjuuin kasabasının Noda köyüne ait yerel bir halk efsanesidir (Minwa). Bu masal, 1984 yılında yayınlanan “Şeytan Maskesi (鬼の面 / Oni no Men)” adlı animasyondan uyarlanmıştır. Videonun orijinalini izlemek veya metnin Japonca versiyonunu okumak için aşağıdaki bağlantıya tıklayabilirsiniz.
Japonca metin:
https://ameblo.jp/shufreeter7978/entry-12884982871.html
Videosu:
https://www.bilibili.com/video/BV1eM4m1Z7yp/

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir