
Gezi Günlüklerim: Tokyo 1. Gün
Herkese merhaba!
Uzun zamandır gezi yazılarını yazmamız gerekiyordu, ancak çok üşendiğimizden bir türlü başına oturup yazamadık. (Her şeyi zamanında yapacaksınız, sonra sakız gibi uzadıkça uzuyor.) Çevremde Japonya’ya gidenlerin sayısı artınca artık bir yerden başlayayım dedim.
Normalde yazıları mekan mekan yazacaktık ama muhtemelen bu şekilde yaparsak çok uzayacağından, gezi günlüğü şeklinde yazmaya karar verdim. Yazıları gün gün düzenleyeceğim. Başına da nerede olduğumuza dair not düşerim. Siz de gideceğiniz yere göre not alırsınız.
Her yazının üstüne, gittiğimiz yerlerden kısa videolar bırakacağım. (Şimdiden söyleyeyim, çoğu yerde video çekmek yasak olduğundan ve video çekme konusunda tam bir başarısızlık örneği olduğumuzdan çok profesyonel şeyler beklemeyin.) Ayrıca, az çok fikir sahibi olmanız adına altına ücretlerini de ekleyeceğim. Kendi kullandıklarımın linkini de bırakırım.
Şimdiden belirteyim, yazdığım hiçbir şey reklam değildir. Bu işten bir ücret almıyorum. Tüm yazdıklarım tamamen kendi kişisel görüşüm; beğenip beğenmemek size kalmış. Bir şey almadan ya da yapmadan önce mutlaka iyice araştırın.
Hazırsanız başlayalım.

12 Şubat’ta İstanbul Havalimanı’ndan yola çıktık. Biz Türk Hava Yolları’yla seyahat ettik ama Çin Hava Yolları çok daha uygun fiyatlı olabiliyormuş. Yine de çok aktarmalı olduğundan ben Türk Hava Yolları’nı tercih ederim. İki kişi olduğumuzdan, en arkadaki iki kişilik koltukları seçmiştik. Kesinlikle herkese öneririm. Hem arkadan rahatsız eden kimse olmuyor, hem de tuvalete ve görevlilere çok yakın. Uzun yolculuklarda tuvalet sırası çok olduğundan, ayakta beklemek yerine koltuğunuzda bekleyebiliyorsunuz.
Yolculuğun çok rahat geçtiğini söylemeliyim. Ekrandan nerede olduğunuzu takip edebiliyorsunuz. Aynı zamanda bir sürü film ve müzik seçeneği var. (Daha önce bahsetmiştik ama yine söyleyeyim: namaz vakitlerini ve kıbleyi de gösteriyor.)
Akşam saatlerinde Tokyo’da olacağımızdan, karanlıkta eve gitmek istemedik. Bu yüzden “Havalimanında geceleriz” diye düşünmüştük ama sitesinde akşamları havalimanının kapandığı yazıyordu. Belki kalmamıza izin vermezler diye son dakika kapsül otelde yer ayırtmak durumunda kaldık. Bu yüzden biraz pahalıya geldi. Normal otel fiyatına, mezar gibi bir yerde kaldık. Tek iyi yanı, değişik bir deneyim olmasıydı. Eğer kapalı alanlarda kalma fobiniz varsa ve seslere karşı hassassanız, kesinlikle kapsül otelleri önermem. Sabaha kadar otelin dinlenme odasında sabahın olmasını bekledik. Sokakta bekleseydik de olurdu bence, ama neyse… Otelin videolarını eklemek isterdim ama nedense yasakmış.
Bu arada geldiğimizde yaptığımız ilk iş, turistler için olan 28 günlük PASMO PASSPORT kartlarımızı almak oldu. Biz gittiğimizde 500 yen’lik depozito ücreti almıyorlardı. (Artık satışı yokmuş. Üzdü.)

Paranın bize lazım olacak kadarını havalimanında bozduk. Herkes “Havalimanı da dışarıyla aynı, çok fark ettirmiyor” demişti ama bence oranlar düşüktü. Size tavsiyem, paranızın hepsini bir anda bozmamanız. Türkiye gibi Japonya’da da piyasa sürekli dalgalandığı için dolar ve euro sürekli yükseliyor. O yüzden lazım oldukça bozmak en iyisi. Gelirken TL de getirmeyin. Bozacak yer bulamazsınız. En iyisi dolar ya da euro getirmek. Afrika parası bile bozan yer var ama Türk Lirası’nı bozacak yer bulmak gerçekten çok zor.
Ayrıca küçük bir not: Eski basım dolarlar düşük kurdan bozuluyor. Üzerinde yazı olan paraları ise kabul etmiyorlar.
Sabah olduğunda taşınabilir modemimizi postaneden aldık. Uzun süre kalacaksanız ve birkaç kişiyseniz, taşınabilir modemleri kesinlikle öneririm. (Japonya’da ücretsiz internet bulabiliyorsunuz ama ya çok yavaş oluyor ya da belli bir süreliğine girmenize izin veriyor. Ben de ortak kullanımlı internetlere güvenmediğimden kullanmadım.) Tabii isterseniz SIM kart da alabilirsiniz. Kısa süreli kalacaklar için SIM kartlar daha uygun olabiliyor. Ama küçük bir detay var: Japonya’da oturma belgesi olmayan yabancılara SIM kart satışı yok, yani alacağınız kartlar sadece internete girebiliyor. Arama yapma özelliği ne yazık ki olmuyor. Bazen şirketler önceden rezervasyon yapıldığında indirim uyguluyor ya da Youtube da reklamını yapanlar indirim kodu veriyor. Biz de çok önceden ödeme yaptığımızdan indirimli almıştık.
Almadan önce japan-guide sitesindeki yazıya bakmanızı öneririm. Size bir fikir verecektir.

Daha sonrasında valizlerimiz olduğundan Limousine Bus’a bindik. Çok valiziniz varsa normal otobüslere almayabiliyorlar. Zaten otobüslerin içi çok geniş olmadığından zorlanırsınız. Limousine Bus bu konuda çok rahat. Valizler için özel bir alan yapmışlar. İçerisi de oldukça geniş, o yüzden konforlu bir yolculuk yapabilirsiniz. Ücreti otobüs kartıyla ödedik.(Kamata durağı için 300 yendi.) Çok fazla durağı olduğu için hangi duraktan bineceğinizi bilmiyorsanız, havalimanındaki turist bilgilendirme ofisine mutlaka sorun. Sanırım bazı uzak yerler için otobüs bileti oradan alınıyor. (Otobüs kısmını ikimizde çok hatırlayamıyoruz. Nakitte vermiş olabiliriz.)
Eve gitmeden önce Google Haritalar’dan bakmamıza ve ev sahibinin attığı videoyu izlememize rağmen, evin olduğu sokakta kaybolduk. Neyse ki biraz dolaştıktan sonra bulabildik. Ama akşam saati olsaydı muhtemelen bulamazdık. Sokaklar birbirine çok benziyor. Yer yön duygunuz çok kuvvetli değilse akşam saatlerine kalmayın.
Tokyo’da evler çok pahalı. Kaldığımız ev, en az kaldığımız ve en küçük ev olmasına rağmen, en çok parayı bu eve harcadık. (Bir daha gidersem, paramı Tokyo’da harcamak yerine köylerine gitmeyi tercih ederim.)
Tokyo’da Airbnb den kiraladığımız ev.

Her ne kadar yorgun olsak da, jet lag yüzünden uyumakta oldukça zorlandık. Getirdiğimiz elma ve adaçayının bizi çok rahatlattığını söylemeliyim. Bu günümüz, tamamen eve yerleşmek ve evdeki aletleri çözmeye çalışmakla geçti.
(Başka bir yazıda, bilmeyenler için Japon evlerindeki makinelerin kullanımıyla ilgili bir yazı yazacağım.)
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere!
Sorularınızı yorum olarak bırakabilirsiniz.
