Korece

Korece Öğrenmeye Nereden Başlamalıyım?

Herkese merhaba! Sosyal medya hesabımda sürekli “Çalışma motivasyonumu kaybettim”, “Korece öğrenmek istiyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum” ya da “Korecede ilerledim ama bir yerden sonra tıkandım, ne yapmalıyım?” gibi sorular gelince, bu konu hakkında bir yazı yazmaya karar verdim.

Yazının biraz gecikmesinin sebebi, sadece kendi fikrimle sınırlı kalmak istemememdi. Bu nedenle, Kore Dili ve Edebiyatı mezunu sevgili arkadaşım Büşra ve canım kuzenim Sebla Nur’un da görüşlerini almak istedim. Onların fikirlerini de eklemek için biraz beklemem gerekti. Kusuruma bakmayın.

Korece üzerinden örnekler verecek olsam da, aslında bu yazıda söyleyeceklerim tüm yabancı diller için geçerli. Konuyu çok uzatmadan, başlıklar hâlinde aktarmaya çalışacağım. Hazırsanız başlayalım!

Alfabeyi Doğru Öğrenmek

Hepimizin hemfikir olduğu ilk konu, dil öğrenmeye geçmeden önce mutlaka alfabeyi öğrenmenin şart olduğudur. Bir dili öğrenecekseniz, alfabeyi öğrenmeniz gerekiyor. Kaçar yol yok. Bunun birinci sebebi, dil öğreten kaynakların çoğunun Latin alfabesiyle yazılmaması. Özellikle de Korece için, okunuşla dil bilgisi ve kelime öğreten bir site ya da kitap bulmanız oldukça zor. İkinci olarak, Korece’de telaffuzlar ülkelere göre değiştiğinden, Latin alfabesiyle doğru telaffuzu yapmanız çok zor ve en önemli, üçüncü sebep ise dil bilgisi kurallarını yapabilmek için alfabeyi bilmek zorundasınız. Çoğu ek, kelimedeki sesli ya da sessiz harfe göre değişiyor. Latin alfabesiyle bu kuralları uygulayabilmeniz zor olur.

Korece için sadece alfabeyi öğrenmek de yeterli gelmiyor ne yazık ki. Okuma kurallarını da iyice öğrenmeniz gerekiyor. (Okuma kuralları için bir yazı yazmıştım, bakabilirsiniz.) Sırasıyla önce alfabedeki harfleri sonra hece oluşumunu ve en son temel okuma kurallarını öğrenmeniz gerekiyor. Okuma kurallarını da iyice oturttuğunuzda, ikinci adıma geçebilirsiniz.

Dili Kırmak ve Kulak Dolgunluğu Kazanmak

Alfabeyi çok güzel oturttunuz, peki şimdi ne yapacaksınız? Bundan sonra yapacağınız ikinci şey, bol bol sesli okuma yapmak ve Korece bir şeyler dinlemek olmalı. Daha önce hiç konuşmadığınız bir dili bir anda harika telaffuzla konuşamazsınız. Bunun için dilinizin “kırılması” gerekir. Bu, hem Japonca hem de Korece için geçerli.

Bunun için bol bol sesli okuma yapmanız gerekiyor. Okuma için Doori Library uygulamasını öneririm. Hem okuyup hem de doğru telaffuzunu dinleyebilirsiniz. (Üşenmezsem bunun için de bir yazı yazabilirim.) Bazı kelimeleri telaffuz etmek size zor gelebilir ama sürekli söyledikten sonra, artık diliniz alışacağından çok rahat bir şekilde ağzınızdan çıkacaktır. (Üniversitedeyken “shinakerebanarimasen” kelimesini telaffuz etmek aşırı zor gelmişti. Sürekli söyleye söyleye artık dilim alışmıştı.)

Bol bol dinleme de yapın. Duymadığınız bir dili konuşmanız mümkün olmayacaktır. Sonuçta çocukken kendi dilimizi de duyarak öğrendik, öyle değil mi? Kore dizisi izlemek de fayda sağlayacaktır elbette ama dinlerken kulaklıkla dinlemeye özen gösterin. Aksi takdirde sese değil, altyazıya odaklanacağınız için size çok faydası olmayacaktır. Eğer yapabiliyorsanız, basit podcast’ler dinleyin. Görüntü değil, sadece ses olduğundan anlamaya çalışırken kelime bilginiz de gelişecektir.

Tek Bir Kaynak Kitap Üzerinden Gitmek

Dil bilgisine geçmeden önce mutlaka kendinize uygun bir kaynak seçmeniz gerekiyor. Her kitap farklı konu sırasına göre gittiğinden, farklı farklı kitaplardan gitmektense tek bir kitap seçip ona bağlı kalmak en iyisi olacaktır. Aksi halde, sonrasında aklınız çok karışabilir. Kaynak olarak benim kullandığım Sejong Korean kitabını kullanabilirsiniz. Ben bayağı sevdim ama tabii ki karar size kalmış.

Doğru Hocayı Bulmak

Kuzenim, Korece temel seviye için bir hocayla çalışmanın gerekli olduğunu söyledi. Çünkü Korece’de temel seviye, ileri seviyeye göre daha teferruatlı konular içerdiğinden, tek başına öğrenmek oldukça zormuş. Bu konuda kendisiyle hemfikir olsam da, herkesin Korece kursuna verecek parası olmayabilir. Bu nedenle YouTube’dan güvenilir bir kanal ile de ilerleyebilirsiniz. (Ücretsiz Korece öğrenebileceğiniz kurslarla ilgili yazı olarak yazabilirim. Yazarsam link olarak buraya bırakırım. Merak edenler @gosukehanguk hesabımdan öğrenebilirsiniz. Post olarak paylaşmıştım.)

Arkadaşım Büşra, Korece anlatan YouTube kanallarını izlemeyi tavsiye etti. (Birkaç kanal önerecekti, önerirse buraya eklerim.) Ben de eğer YouTube’dan öğrenecekseniz, Koreli birinden öğrenmenin çok daha doğru olduğuna inanıyorum. Bir dili en doğru, onun gerçek sahibi anlatabilir bence. O yüzden, dil bilgisi konularının altına mutlaka Korece anlatan bir video da ekliyorum. “Korecem yok, nasıl anlayacağım?” diye sorabilirsiniz. Genelde bu videolarda otomatik altyazı çevirme özelliği oluyor. Türkçeye çevirerek dinleyebilirsiniz. Zaten yabancılar için hazırlandığından dilleri basit ve anlaşılır oluyor.

Özellikle size tavsiyem, kendi kendine öğrenmiş insanlardan ders almamanız yönünde olacak. Korece özelinde söylüyorum: Çok fazla Kore dizisi izlediği için kendini Korecede uzman sanan insanlar bir hayli türedi.  Ya da bir kursa gidip artık ders anlatabilecek yetkinliğe eriştiğini düşünenler, azımsanmayacak kadar fazla. Ne yazık ki bu kişiler arasında, alfabenin doğru okunuşunu bile bilmeyen çok fazla insan var. (Japonca ve Korece için benzer örneklerle karşılaştım; temel konuları bile bilmeyip özel ders veren çok kişi gördüm.) Büşra’nın da bir hoca olarak özellikle doğru ve güvenilir kaynaktan öğrenmenin çok önemli olduğu konusuna vurgu yaptığını söylemeliyim.

Şunu unutmamak gerekir. Her şey bir uzmanlık gerektirir. Nasıl ki “Ben tıptan anlarım.” diyen birine sağlığınızı emanet edemeyeceğiniz gibi, dili bilmeyen birine de kendinizi emanet etmemelisiniz. Yanlış öğrenilen bilgi, taşa kazınan yazı gibidir — düzeltmek, baştan öğrenmekten çok daha zordur. Benden söylemesi. (En az 14 yıldır Japonca ile iştigal etmeme rağmen, hâlâ selamlaşma konusunu anlatırken yeni yeni şeyler öğreniyorum. Dil, çok geniş bir evren ve sürekli çalışmayı, kendini yenilemeyi gerektiriyor. Herhangi bir yeterliliği olmayan kimseden ders almayın. “Senin de Korece yeterliliğin yok” diyebilirsiniz. Evet, bu konuda benim de bir uzmanlığım yok ama yazılarımı uzman arkadaşlara kontrol ettiriyorum. Ona rağmen yine de hatalarım olabilir. Bu yüzden ilk kaynak olarak mutlaka doğrulu teyit edilmiş kaynakları kullanın. Size bu konuda yüzde yüz güven veremem.)

Dil Bilgisi Öğrenmeye Başlayın

Alfabeyi tamamen oturttuk. Artık rahatlıkla okuyup yazabiliyoruz. Az çok kulak dolgunluğu da kazandık, kelimeleri doğru telaffuz edebiliyoruz. Kendimize uygun, doğru bir kaynak kitap da bulduysak o zaman artık dil bilgisi öğrenmeye geçebiliriz.

Doğru bir kaynak kitap seçtiyseniz, zaten konu sıralaması muhtemelen en uygun şekilde düzenlenmiştir. Kitabın verdiği konu sırasına göre ilerleyebilirsiniz. Ama çalışırken, herkesin yaptığı o yaygın hatalara düşmemeye çalışın. Bu hatalardan birincisi ve en büyüğü, bir konuyu iyice oturtmadan başka bir konuya geçmek. Dil öğrenirken hepimizin düştüğü hatalardan biri de açgözlü olup bir anda çok fazla şey öğrenmeye çalışmak. Ancak dil, sabır işidir. Yavaş yavaş ve sindire sindire gitmezseniz, boşa kürek çekmiş olursunuz. Önce bir konuya odaklanın; tamamen oturunca diğer konuya geçin.
Örneğin, 입니다 (imnida) konusunu işliyorsunuz. Önce bu konuyu iyice oturtun. Bol bol cümle kurun. Birkaç gün ara verin, sonra konuyu hatırlayıp hatırlamadığınızı test edin. Baktınız konu oturdu, ondan sonra diğer konuya geçin. Dizi izliyorsanız, öğrendiğiniz yapıyı dizide bulmaya çalışın. Unutmayın: Öğrenmek zor, unutmak kolaydır. Bu yüzden konuyla ilgili kısa notlar alın, belli aralıklarla tekrar etmeyi alışkanlık hâline getirin.

Korece’de ileri seviyedeyseniz bir test kitabı edinip bol bol konuyla ilgili testler çözün. Dinleme pratikleri yapın, çeviri yapmaya çalışın. Çeviri, insanı en çok geliştiren şeylerden biridir. Sevdiğiniz şarkıları çevirmeye çalışabilirsiniz. (Şarkı çevirileri, normal metinlere göre daha zordur. Bu yüzden bunu Korecenizi biraz ilerlettikten sonra yapmanızı öneririm.) Basit masalları ya da hikâyeleri de çevirebilirsiniz. Mümkünse çok uzun ve zor olmasın, yoksa sonrasında sıkılabilirsiniz. İngilizce olarak “Korece basit seviye hikâye” derseniz, bir sürü kaynak bulabilirsiniz. Classroom’a da eklemiştim, oraya da bakabilirsiniz.

Dil bilgisi öğrenirken yapılan ikinci en büyük hata, kelime ezberini ikinci plana atmak. Dil bilgisi yapılarını pratiğe dökebilmek için önce kelime bilmeniz gerekir. Kelime bilmeden cümle kuramayız. Ancak pek çok kişi, dil bilgisine odaklanırken kelime ezberini geri planda bırakıyor.

Kelime ezberlerken de alakasız, günlük hayatta nadiren karşılaşacağınız kelimeleri çalışmak yerine; önce en temel ve gerekli kelimelere öncelik vermek çok daha faydalı olacaktır. Örneğin, isim cümlesi kurmayı öğrenirken gidip fiil ezberlemek size pek bir katkı sağlamaz. Onun yerine meslek adları ya da ülke isimlerini öğrenmek, kuracağınız cümleleri destekleyecektir.

Konu geldikçe gerekli kelimeleri öğrenmek, kelimeleri yapıların içinde kullanacağınız için daha kalıcı bir öğrenme sağlar. Çoğu kaynak kitapta, o bölümde öğrenmeniz gereken kelimeler önceden verilir. Yapıyı öğrenmeden önce bu kelimeleri ezberlemeniz, konuyu anlamanızı kolaylaştıracaktır. (Ben de bu yüzden sitede konu kelimelerini paylaşıyorum.) Başlangıç seviyesindeyseniz, kendinizi zorlamamak adına gereksiz ve nadir kullanılan kelimeleri ezberlemeyin. Örneğin kuş, köpek, kedi gibi hayvan isimlerini öğrenmeniz faydalı olabilir ama zürafa ya da fil gibi kelimeleri ilk başta öğrenmenize gerek yok. Zamanla karşınıza çıktıkça zaten öğrenirsiniz. Zamanınızı ve enerjinizi, gerçekten ihtiyacınız olan yapıları ve kelimeleri öğrenmeye ayırın.

Son olarak: Öğrendiğiniz dil bilgisi yapılarını ve kelimeleri mutlaka pratiğe dökün. Kullanmadığınız yapılar ve kelimeler zamanla unutulur. Tekrar etmekten ve uygulamaktan çekinmeyin. Konuları öğrendikten sonra mutlaka birine anlatın. Kimse bulamazsanız kedinize, kuşunuza ya da oyuncağınıza anlatabilirsiniz. Hatta anne babanızı ya da kardeşinizi ikna edebilirseniz onlara da anlatabilirsiniz. Öğrendiğiniz daha kalıcı olacaktır. Ben de bu sebepten öğrenir öğrenmez notlarımı siteye yazıyorum. Böylece konular pekişmiş oluyor. Sizde blog açıp notlarınızı oraya yazabilirsiniz.

Düzenli Çalışmak Önemli

Bir şey öğrenirken en önemli diğer bir şey ise, düzenli ve istikrarlı çalışmaktır. Çoğu kişinin söylediği şey şu: “Bir süre sonra çalışma motivasyonumu kaybediyorum, ne yapabilirim?” Öncelikle bunun sebebini araştırmak gerekiyor. Neden çalışma isteğinizi kaybettiniz? Kendinizi çok zorlayıp bir anda çok fazla şey öğrenmeye çalıştığınız ve yapamadığınız için mi hevesiniz kaçtı? Yoksa bir hedefiniz olmadığı için bir süre sonra sıkıldınız mı? Ya da nereden başlayacağınızı bilemediğiniz için mi aklınız karıştı?

Eğer sorun, kendinizi fazla zorlamanızsa, hedeflerinizi daha küçük tutmayı denemelisiniz. Unutmayın: Azimle akan su, taşı deler. Kendinize güzel bir çalışma programı hazırlayın. (Kardeşim bir tane hazırlamıştı, yazıyı inceleyip PDF’ler kısmından onu da indirebilirsiniz.) Ama bu program haftalık ya da aylık olsun. Günlük programlar, dış etkenler nedeniyle çok kolay bozulabiliyor. Bir kere programın dışına çıkıldığında da insanın tekrar toparlaması zor oluyor. O yüzden mutlaka haftalık ya da aylık programlar hazırlayın. Mesela şöyle hedefler koyabilirsiniz: Haftada 2 yeni kelime ezberleyeceğim, 1 dil bilgisi konusu öğreneceğim,  5 dakika dinleme yapacağım. Bu tarz basit ama uygulanabilir hedefler, motivasyonunuzu korumanıza çok yardımcı olur.

Kendinizi şevklendirmek için renkli kalemler, sevimli defterler gibi kırtasiye ürünleri de alabilirsiniz. İnsanı güzel kırtasiye ürünlerinden daha iyi motive eden bir şey yok bence! Bir de sizinle beraber Korece öğrenen biri bulmak da çok faydalı olacaktır. Birlikte öğrendiklerinizi pekiştirebilirsiniz hem de biriniz pes ettiğinde diğeriniz yola devam etmek için sizi destekleyebilir.

Çince öğrenmeye, çeviri yaparken karşıma sürekli Çince metinler çıktığı için karar vermiştim. Koreceye ise, belki kuzenimle Kore’ye gidersem zor durumda kalmamak için başladım. Bu işte profesyonel olmak gibi bir hedefim yok. Ama en azından temel seviyeye gelecek kadar bilmek istiyorum. Bu da bana çalışmak için yeterli motivasyonu veriyor. Siz de kendi hedefinizi ve sizi şevklendirecek motivasyonunuzu bulun.

Bazen ilerleyememenizin sebebi motivasyon eksikliği değil, yanlış öğrenme yöntemidir. Kendinize en uygun öğrenme yöntemini bulmanız çok önemli. Örneğin ben, çeviri yaparak öğrenmeyi seviyorum. Duyduğumu aklımda tutmam daha kolay oluyor. Bu yüzden sevdiğim şarkıları çevirmeye çalışıyorum. Sürekli dinledikçe kelimeler ister istemez aklımda kalıyor. Siz de kendi yönteminizi bulun: Yazarak mı daha iyi öğreniyorsunuz, duyarak mı? Belki okuyarak ya da izleyerek daha iyi kavrıyorsunuz. Kendinizi gözlemleyin.

Bazen Ara Vermek de Gerekebilir

Eğer her şeye rağmen çok bunaldıysanız ve ne yaparsanız yapın çalışmak için kendinizde güç bulamıyorsanız, bir süre ara vermeyi deneyin. Belki de sadece dinlenmek size iyi gelecektir. Bazen ben de sevdiğim işi yapmaktan yorulduğum zamanlar yaşıyorum. Hatta öyle bir hâle geliyorum ki, sıkıntıdan midem bulanıyor. O an anlıyorum ki, artık biraz durup ara vermem gerekiyor. Yoksa sevdiğim şeyden nefret etmeye başlayacağım. Böyle zamanlarda kendime bir hafta süre veriyorum. Bu süreçte başka işlerle ilgileniyorum: kitap okuyorum, dışarı çıkıyorum ya da hiçbir şey yapmayıp uyuyorum. Sonra boş boş gezmekten çok sıkıldığım için, işimi yapmak için yeniden hevesleniyorum. Dinlenmiş ve motive olmuş bir şekilde geri dönüyorum. Siz de bu taktiği deneyebilirsiniz.

SONUÇ

Bazen insan belli bir seviyeye geldikten sonra tıkandığını ve artık ilerleyemediğini hissedebilir. Bunun nedeni, konular ilerledikçe öğrendiklerinizin gözle görülür etkisinin azalmış olması olabilir. Başlangıç seviyesindeyken bir cümle kurmak ya da konuşulan bir şeyi anlamak büyük bir başarı gibi gelir. Ancak ileri seviyelerde bu tür kazanımlar artık sıradanlaştığı için, ilerleme hissi zayıflayabilir.

Diğer bir neden ise, konuların tam oturmaması ya da yanlış ve verimsiz yöntemlerle çalışmak olabilir. Beyin, sürekli aynı yöntemle çalışmaktan sıkılır. Bu da öğrenme isteğini düşürür. Eğer bir hedefiniz yoksa, bir süre sonra motivasyonunuz da azalır. Özellikle “Ben ondan daha önce başladım ama hâlâ onun kadar iyi değilim” gibi gereksiz karşılaştırmalar, kişinin kendine olan güvenini zedeler. Bu, bazen tamamen bırakmaya bile sebep olabilir. Unutma: Herkesin öğrenme hızı farklıdır. Bir yarışta değiliz. Yavaş gidebilirsin. Önemli olan devam edebilmek.

“Yapamıyorum” algısından kurtulmalı, yola kararlılıkla devam etmelisin. Aslında ilerliyorsun, ama bunun farkında olmayabilirsin. Yapamadıklarına bakıp moralini bozmak yerine, geriye dönüp bugüne kadar neleri başardığını görmeli ve kendinle gurur duymalısın.

Özetle: Korece Öğrenirken Yol Haritan Şu Olsun:

Kendine bir hedef belirle. Seni motive edecek, anlamlı bir hedef olsun.
Bir çalışma planı hazırla. Haftalık ya da aylık hedefler koy. Günlük değil.
Alfabeyle başla. Alfabeyi iyice öğrenmeden diğer konulara geçme.
Bol bol okuma ve dinleme yap. Kulak dolgunluğu şart.
Doğru bir kaynaktan dil bilgisi ve kelime öğrenmeye başla.
Öğrendiklerini pratiğe dök. Konuşacak biri yoksa kendi kendine konuş.
Tekrar yap. Unutmamak için aralıklı tekrar şart.
Kendini motive et. Gerekirse ara ver, ama tamamen bırakma.
Başkalarıyla kıyaslama. Kendi yoluna odaklan.
Kendine güven. Türkçe öğrenebildiysen Korece’yi de öğrenebilirsin.

Kendine şunu hatırlat:

“Türkçe konuşabiliyorsam, Korece de konuşabilirim. Kendimin kendime engel olmasına izin vermemeliyim.”

Oldukça uzun bir motivasyon yazısı oldu. Aklıma gelen her şeye değinmeye çalıştım.
Yine de aklınıza takılan bir konu olursa yorumlara yazabilirsiniz.
Umarım bu yazı birine faydalı olur.

Bu arada yazdıklarım tamamen benim kişisel görüşümdür. Katılıp katılmamak elbette size kalmış.
Vakit ayırıp bana fikir veren Sebla Nur ve Büşra’ya da teşekkür ederim.

Bir sonraki yazılarımızda görüşmek üzere!

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir