Japonca Çalışma,  Tavsiye

Üniversitede de Japon Dili Okumak

Hazır üniversite sınav dönemi başlamışken, Japon dilini tercih etmek isteyen ama aklında bin bir sorusu olan öğrenciler için bir soru-cevap yazısı yazmaya karar verdim. A’dan Z’ye aklınıza takılan tüm sorulara cevap vermeye çalışacağım. Cevaplar kendi deneyimim ve kişisel görüşüme dayandığını da şimdiden belirteyim. Sorularınızı tamamen dürüstçe ve açık yüreklilikle cevaplayacağım. Ayrıca yazımda herhangi kurum, kuruluş ve kişiyi hedef almadığımı da söyleyeyim eğer üstünüze alınıyorsanız bu durumda atalarımızın dediği gibi yaranız vardır gocunuyorsunuzdur. Benlik bir durum yok:) Hazırsanız başlayalım.

Japonca mı, Korece mi, Çince mi? Hangi bölümü seçmeliyim?

Öncelikle bu sorunun cevabı sizin hangi dile ilginiz olduğuna göre değişir. Eğer Japoncayı daha çok seviyorsanız Japonca, Koreceyi seviyorsanız Korece okumak sizin bölümü bitirmeniz de yardımcı olacaktır. Çünkü maalesef sevilmeyen bir dili öğrenmek çok zor. Eğer her üç dil de benim için aynı diyorsanız bu durumda dillerin zorluklarına göre seçebilirsiniz. Japonca alfabe olarak zor olsa da dilbilgisi kalıpları Türkçeye çok benzer bu yüzden alfabeyi hallederseniz güzel bir çalışmayla 1-2 yıla konuşur ve anlar hala gelebilirsiniz. Korece alfabe olarak kolay ancak dilbilgisi olarak oldukça zor bir dil. (En azından benim için öyle.) Üst alt ilişkisine göre konuşma değişiyor ve ekler vesaire gerçekten kafa karıştırıcı ancak Korecenin artısı çok fazla burs programı ve ücretsiz etkinliklerin olması. Kore hükümeti bu konuda çok cömert. Eğer yurt dışı hayalleriniz varsa kesinlikle açık ara fark Korece önde diyebilirim. Sonrasında Çince geliyor. En son Japonca. Japonya burs ve destek konusunda oldukça pinti. Burs alabilmek için tabiri caizse kapı kapı gezip yalvarmanız gerekiyor. (Ben artık yalvarmayı bıraktım, kendi başımın çaresine bakıyorum.:) Çince alfabe ve konuşma konusunda zor, dilbilgisi olarak kolay bir dil ancak bölümü okuyup bitirseniz bile bir Çinli ile konuşmanız ya da Çin de yaşayacak kadar konuşabilmeniz pek mümkün değil gibi. Öncelikle Çincede beş farklı tonlama bulunuyor ve bu tonlamaya göre kelimenin anlamı değişiyor. Doğru telaffuz yapabilmek için gerçekten çok fazla pratik yapabilmek gerekiyor. Diyelim ki telaffuzu hallettiniz, bu sefer işin içine lehçeler giriyor. Çin’de 55 farklı etnik grup bulunuyor ve kullandıkları lehçe ve şiveler farklılık gösteriyor. Okullarda -Türkiye’de de öğretilen- Mandarin Çincesi zorunlu olarak öğretiliyor olsa da günlük hayatta halk yine kendi lehçesini kullanıyor. Bu Karadenizli birinin okulda Türkçe dersi almasına rağmen günlük hayatta şiveli konuşmaya devam etmesi gibi diyebiliriz sanırım. Yine de Çincenin artısı Türkiye’de çok fazla Çince bilen birinin olmaması ve kendi kendine öğrenen kişilerin piyasaya girip fiyatları düşürmemesi. Bu durum maalesef Korecede çok fazla. A1 seviyesindeki kişiler saatli 20₺ gibi komik rakamlara özel ders verdiği için maalesef piyasa fiyatlarını düşürüp bu konuda zaman ve emek vermiş kişilerin geçinmesini zorlaştırıyor. Kısacası okuduğunuz dilin ülkesini gezmek istiyorsanız Korece, daha az zor olsun diyorsanız Japonca, rakibim az olsun diyorsanız Çince.

Japonca bölümünü hangi üniversitede okuyabilirim?

Japonca eğitim alabileceğiniz 5 üniversite ve 3 farklı bölüm bulunmakta. Bunlar sırasıyla Erciyes Üniversitesi-Japon Dili ve Edebiyatı, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi-Japon Dili ve Edebiyatı, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi- Japon Dili Eğitimi (Öğretmenlik), Ankara Üniversitesi- Japon Dili ve Edebiyatı ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi- Japonca Mütercim ve Tercümanlık -yeni açıldı- bölümleridir. Bunlar dışında Turizm ve Mühendislik fakültelerinde seçmeli ders olarak Japonca veren üniversiteler de bulunuyor. Aklınızda bulunsun.

Hangi Bölümü seçmeliyim? Öğretmenlik mi Edebiyat mı Çeviri mi?

Her bölümün kendi için de artısı ve eksisi bulunuyor. Tek tek inceleyelim. Japonca öğretmenliğinin en büyük artısı formasyon eğitimi alabiliyor oluşunuz. Bu da size farklı bir alanda çalışma imkanı sağlıyor. Çoğu özel eğitim kurumlarında formasyon istenmese de bazı belediye ve kamu kuruluşları eğitmenlik için formasyon istiyor ve maalesef Japon dili için formasyon veren bir kurum olmadığı için sonradan bunu alabilmek pek mümkün olmuyor. En son sanırım Ankara Üniversitesi veriyordu ama şu an durum nedir bilmiyorum. Öğretmenliğin eksi yönü ise hazırlık olduğu için bir sene fazladan okumak durumundasınız. Eğer eğitmenlik gibi bir hayaliniz de yoksa boşuna eğitim dersleri ile de uğraşmış olursunuz. Edebiyat bölümü, tercümanlık yapmak ya da Japon tarihi, kültürü üzerine araştırma yürütmek isteyenler için tercih edilebilir bir bölüm. İlk iki yıl dil üzerine yoğun dersler gördükten sonra, son iki yıl kültür, tarih ve edebiyat üzerine dersler görüyorsunuz. Eksi yönü ise sadece dil öğrenmek ve bu konularla ilgilenmek istemeyenler için dersler biraz sıkıcı geçebiliyor. Tercümanlık bölümü yoğunluk olarak dilbilimi ve çeviri üzerine dersler veren bir bölüm. Çevirmenlik düşünenler için tercih edilebilir. Eksi yönü, bölümün henüz yeni açılması ve bir de bir yıl hazırlığın olması. Muhtemelen çoğu şey hala yerine oturmamıştır. Bu durumlarda, genelde yeni öğrenciler biraz deneme yanılma tahtası oluyor. Kısacası gelecekte hangi mesleği yapmak istediğiniz sizi hangi bölümü seçmeniz gerektiğini gösteriyor. Bu kısımda karar sizin.

Üniversite puanları nedir?

Geçen seneki puan tablosunu aşağıya bırakıyorum, inceleyebilirsiniz.

Hangi üniversiteyi seçmeliyim?

Üniversite seçiminde dikkat edilmesi gereken konular iki başlık altında toplayabiliriz. Biri üniversite içi imkanlar, biri üniversite dışı imkanlar. Üniversite içi imkanlar üniversitenin akademik kadrosu, burs imkanlarıyken üniversite dışı imkânlarsa üniversitenin bulunduğu şehrin pahalılık oranı, ulaşım imkanları gibi okul dışı konular. Tek tek tüm üniversiteleri inceleyelim. Öncelikle Üniversite içi imkanlara bakalım. Akademik kadro alacağınız eğitimi doğrudan etkileyen en önemli faktör. Bölüm eğitmenleri ne kadar deneyimli olursa size aktaracağı bilgi de o kadar nitelikli ve fazla olur. Bu yüzden bölüm seçerken akademik kadroyu mutlaka inceleyin. Japon eğitmen olup olmadığına bakın. Sizin için aşağıya bir tablo ekliyorum. Tabloya baktığımızda akademik olarak en önde olan Ankara Üniversitesi Japon Dili ve Edebiyatı bölümü. Arkasından Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Çeviri Bölümü takip ediyor. Öğrencim, Erciyes Üniversitesi bünyesinde Japon eğitmen bulunduğunu söylemişti ancak resmi sitesinde belirtilmemiş. Bu yüzden benim için listenin en altında.

Burs imkanlarına baktığımızda Çanakkale ve Ankara Üniversitesi (Edebiyat bölümü) diğer üniversitelerden bir sıfır önde. Bir, iki haftalık özel programları olduğu gibi, kendi anlaşmalı üniversitelerinde öğrenci değişim programları da bulunuyor. Yine de diğer bölümleri okuyanlar için Japonya Hükümeti, Japonca ve Japon Kültürü Araştırmaları Bursu (Nikkensei) ve Öğretmen Eğitimi Bursu (Kyokensei) Programı sağlıyor.  Bu burslar için Japon dili üzerine bir bölüm okumanız yeterli. Kulüp aktiviteleri konusunda her üniversite hemen hemen aynı. Origami, manga gibi kulüp aktiviteleri yapıp genelde yıl sonunda Japon kültür günü etkinliği düzenleniyor. Seminer ve etkinlik anlamında web sitelerini incelediğimde Çanakkale diğer bölümlerden daha öndeydi. Onu da eklemeden geçemeyeceğim. Nevşehir, Japon turistlerin akın ettiği bir bölge olduğu için konuşma pratiği açısından elverişli bir konumda olsa da yine Ankara bürokratik ilişkilerin kalbi olduğundan gelen resmi konukların ağırlandığı, iş görüşmelerinin yapıldığı önemli pek çok etkinlik için Ankara Üniversitesi daha avantajlı durumda.

Gelelim dış etmenlere. Nevşehir ve kayseri diğer şehirlere nazar kiraların ve masrafların daha uygun olduğu iki şehir. Maddi açıdan tercih sebebi olabilir. Kayserinin ulaşımı da oldukça kolay. Tramvay fakültenin içine kadar giriyor ve şehrin işinize yarayacak her bölgesine gidiyor. Bol miktarda devlet ve özel yurtlar bulunuyor. Yurt istemezseniz diğer şehirlere nazar daha uygun fiyatlı şekilde daire yada apart kiralayabilirsiniz. Kötü olan kısım İstanbul gibi canlı bir şehirden geldiyseniz Kayseri gibi küçük şehirlerde sıkılabilirsiniz. Şehirde gençlerin eğlenip vakit geçirebileceği pek mekan yok. Ayrıca hava karardığında yollar ıssızlaştığı için kadınlar için gece saatleri pek güvenli olmayabiliyor. Eğlenmek için değil de sadece okuyup kendinizi geliştirebileceğiniz münzevi bir alan arayışındaysanız Kayseri sizin için en uygun yer. (Şu Çin hikayelerinde inzivaya çekilip yetişim güçlerini artırmak için meditasyon yapan alimler gibi. Buna da “闭关 (bìguān) deniyormuş bu arada.)

Japonca okumanın avantajları ve dezavantajları nelerdir?

Mutlu sonlara inandığım için önce kötü olan kısımlarından bahsedelim. Öncelikle iş imkanları maalesef her geçen gün biraz daha azalıyor. (Bunu daha ayrıntılı olarak istihdam konusunda bahsedeceğim.) İş bulmak artık daha zor. Bir de üstüne kurslarla çat pat bir şeyler öğrenen kişiler piyasayı düşürdükçe düşürüyor. Japonya’da çalışma gibi bir hayaliniz varsa üzülerek söylüyorum bu bölümler işinize en az yarayacak bölümler. Bir Japon neden Japonca bilen birine ihtiyaç duysun ki ülkenin tamamı zaten Japonca konuşuyor. Japoncanıza ancak Japon-Türk ortaklı bir şirkette ihtiyaç olabilir ama onun yerine İngilizce-Japonca bilen biri daha avantajlı durumda. Yani akıcı İngilizce konuşuyorsanız Japonya’da iş bulmanız daha olası.  Maddiyat dışında aklıma başka bir dezavantaj gelmedi. Peki avantajları nedir? Öncelikle eğer Japoncayı seviyorsanız öğrenme aşamanız tamamen eğlenerek geçiyor. Dinleme yapmak istediğiniz de bir anime ya da dizi izleyebiliyorsunuz ve bu başkası için boşa zaman kaybı olurken sizin için eğitimin bir parçası oluyor. Her ne kadar Japonca bilenlerin sayısı her geçen gün artsa da hala azınlık denebilecek kadar mezun veriliyor ve bu da batı dillerinin yanında sizi daha avantajlı kılıyor. Japonca konuşuyor olabilmenizden dolayı -çoğu kişi için zor bir dil olarak bilindiğinden- girdiğiniz ortamlarda dikkat çekebiliyorsunuz. Bu size iş görüşmelerinde veya yüksek lisans mülakatlarında -alan dışı çalışma durumunda tabii ki- görünürlük kazandırıyor. Mezun olduğunuzda, alanınızla ilgili bir işte çalışırsanız her daim Japonlarla ve Japoncayla haşır neşir oluyorsunuz ki bu da dili seven biri için en büyük avantaj.

Japon dili için istihdam olanakları nelerdir?

Mezun olduğunuzda çevirmen, eğitmen olabilirsiniz. Turizm okuyup turist rehberliği ve akademik kariyer yapmak da bir seçenek olabilir. Peki sektörlerde iş bulmak kolay mı tek tek bakalım. Eskiden çok fazla mezun olmadığı için çeviri sektöründe iş bulmak oldukça kolaydı ancak Japon edebiyatının ve mangaların popülerleşmesiyle çevirmen sayısı da bir hayli arttı. Bu artış yeni mezunların iş bulmasını zorlaştırıyor çünkü yayınevleri deneyimli bir ekibi varken yeni mezunlara şans vermek istemiyor. Hatta bazı yayınevleri bunu fırsata çevirip yeni mezunlara çok ucuza çeviriler yaptırabiliyor. Anlayacağız çevirmenlik daha saygın bir meslek olması gerekirken paranın söz sahibi olduğu bir sektör haline gelmiş durumda. Her konuda bilgi sahibi olduğunu düşünen okuyucuların eleştirel sözleri de cabası. Bu konu hakkında ayrıntılı bir yazıyı çeviri dersleri bölümünde yazarım. Eğitmenlik yapmak isterseniz kamu kurumları formasyon istiyor. Yani Çanakkale mezunu olmanız şart. Özel sektörde çalışacaksanız maalesef şu ana kadar gördüğüm tüm dil kursları Sünger Bob’daki Bay Yengeç gibiydi. Mısır piramidinde çalışan köleler daha iyi ücretler alıyordur o kadar söyleyeyim. Özel ders vermek daha karlı bir iş ancak onun için aktif olmak ve iyi bir güvenirlik sağlamak önemli. Bu arada herkes eğitmen olamaz onu da ekleyeyim. Bir şeyi iyi bilmek onu iyi aktarabileceğinizi göstermez. Fabrikalarda çevirmenlik de yapılabilinir ancak benim gördüğüm kadarıyla fazla mesai yaptırdıkları için erkek çalışan isteniyor genelde ve Japoncaya ek İngilizce veya mühendislik bilgisi de şart olabiliyor. Akademik kariyer yapmak isterseniz kendi alanınızda yüksek lisan veya doktora veren çok az üniversite mevcut ve kontenjan sınırlı. Bir de eğer üniversitelerde akademisyen olmak istiyorsanız bu konuyu biraz daha düşünün derim eğer referansınız – halk dilinde torpiliniz- yoksa.  Memuriyet gibi bir şansınız pek yok. Bakanlıklarda, elçilikte, askeriye de -erkekler için sadece- çevirmen olarak iş alımları olabiliyor ama yine bu işler için de ek şartlar isteniyor. İngilizce bilmek yada kamu yönetimi okumak gibi. Bir de mezun olduğumdan beri sürekli arayıp satış danışmanlığı pozisyonu için bizimle çalışın, dolar üzerinden maaş veriyoruz diyen bazı şirketler mevcut. İş tanımı şu, Japon müşterileri arayıp fon tarzı yatırım ürünleri satmanız gerekiyor. Bu alanda bir süre çalışan arkadaşım vardı ve kendisi uzak durmamızı tembihledi. Bence de uzak durun derim. Turizm sektöründe çalışmayı düşünüyorsanız onun için eğitim ve belge almanız gerekiyor. Şunu aklınızdan çıkarmayın ama ülkeye Japon turist gelirse işiniz olur, gelmezse olmaz. Bir dönem Türkiye’de bazı terör saldırıları yüzünden Japon turist sayısı tamamen bitmişti. Bu gibi durumlara hazırlıklı olun. Türk Hava Yolları gibi hava yolu şirketlerinde kabin memuru olabilirsiniz ancak bunun için de yine çok iyi İngilizce bilmek ve aşırı bakımlı biri olmak gerekiyor. Tabii bazı başka şartları da var. Eğer kabin memuru olursanız belli bir süre çalıştıktan sonra Japonya uçuşlarına gidebiliyorsunuz. THY bu aralar Japonya’ya çok fazla uçuş yaptığı için Japonca bilen çok fazla kişi arıyormuş diye duydum ama siz yine de bunu benden duymuş olmayın.  Japonya’da da çalışmak isteyebilirsiniz ama yukarda da bahsettiğim gibi sadece Japonca biliyor olmanız, Türkçe çeviri yapmayacaksanız sizin bir işinize yaramaz. Japonya’da çalışma hayaliniz varsa İngilizce, mühendislik, yazılım, sağlık bakım teknisyeni gibi bölümlerde okumak daha çok işinize yarayacaktır. Yani Japoncaya ek elinizde bir şey olmalı. Bunlar dışında aklıma gelen başka bir meslek gelmedi. Biraz olumsuz yazmış olabilirim ama para önceliği olan biri için gerçekleri başta bilmek iş işten geçtikten sonra bilmekten daha iyidir diye düşünüyorum.

Meslek seçmek için tavsiyeniz nedir?

Her şeyden önce bu bölümü seçecekseniz okul bitmeden önce -mümkünse okula başlamadan- ne yapmak istediğinize karar verin. Yukarda da bahsettiğim çoğu meslek öncesinden başka bilgilerinde bilinmesini gerektiriyor. Örneğin; THY yada bir fabrikada çalışmak istiyorsanız İngilizcenizi de ilerletmeniz gerekiyor, çevirmen olmak istiyorsanız çeviri alanında çalışmış bir eğitmenin bulunduğu üniversiteyi seçmek, mezun olmadan deneyim kazanmak ve sağda solda yayınlanmış eserlerinizin olması gerekiyor. Bir de çeviri gibi sektöründe bilinirlik de önemli. O yüzden bu sektörde aktif olacaksanız sosyal medyada da bilinir olmanız sizi seçimlerde öne çıkarıyor. Eğer iş seçmek için mezuniyeti beklerseniz kendinizi onu mu yapayım deyip alakasız bir eğitim alırken ya da bunu mu denesem deyip işinize yaramayan bir sınava hazırlanırken bulabilirsiniz.  Oradan buraya savrulmak istemiyorsanız önceden karar verin. Karar verdikten sonra da bu konuda sabırlı olun. Roma bir günde inşa edilmediği gibi kimse bir günde zengin olmaz.

İstediğim Japonca bölümüne yerleşemedim ne yapabilirim?

Eğer istediğiniz bölüme yerleşemediyseniz üniversitenin çift ana dal ve yan dal imkanlarını kontrol edin. Bilmeyenler için açıklamaya yapayım. Çift ana dal da 2. sınıfta şartları sağlarsanız  sınavsız farklı bir bölüm daha okuyabilme şansınız oluyor. Bu sayede fazladan bir sene daha okuyup çift diploma alıyorsunuz. Yan dal da durum aynı ama daha az ders alıp bitirdiğinizde sertifika alıyorsunuz. Edindiğim bilgiye göre aynı an da bir ana dal, bir yan dal okunabiliniyormuş. Benim dönemimde -Erciyes Üniversitesi’nde- aynı dil puanı ile girilen bölümlerde yan dal ve çift ana dal yapılabiliniyordu. Yani Japoncadan daha düşük puan ile alan Koreceyi tercih edip 2.sınıfta Japonca bölümüne de başlayabilirsiniz. Unutmadan ekleyelim ilk kayıt olduğunuz bölümü bitirmek zorundasınız. Yapabiliyorsanız eğer -kendinize bu konuda güveniyorsanız-  size tavsiyem Japoncaya ek olarak Çinceyi yan dal ya da çift ana dal olarak almanız. Birbirlerine çok bağlı iki dil olduğundan ilerde işinize yarayabilir. Japonca okurken Korece ve Çinceyi birini çift ana dal, birini ana dal olarak alabilirsiniz ancak hepsini bitirme şansınız nedir pek bilinmez. Ne derler bilirsiniz. Aynı anda iki tavşan peşinde koşan bir taneyi bile yakalayamaz. Çift ana dal ve yan dal  şartları için üniversitelerle iletişime geçmeyi ve iyice araştırmayı unutmayın.  Şartları sağlayabileceğinizden de emin olun. Ben yaparım deyip o an geldiğinden pişman olmayın.

Japonca tutuyor ama istediğim üniversite değil ne yapabilirim?

Eğer puanınız istediğiniz üniversitenin taban puanına yetmesine rağmen kontenjan sebebiyle giremediyseniz yada bazı sebeplerden tercih etmeyip sonradan pişman olduysanız kurumlar arası yatay geçişle üniversitenizi değiştirebilirsiniz. Burada önemli olan aldığınız puanın taban puanına eşit yada yüksek olması. Örneğin, 390 puan aldınız ve istediğiniz üniversitenin taban puanı 430 puandı. Yatay geçiş yapamazsınız. Eğer puanının 430 ise yatay geçiş hakkınızı kullanabilirsiniz. Puanınızın yetmediği durumlarda yine de istediğiniz üniversitede bir yıl okuma şansınınız bulunuyor. Buna da Farabi Değişim Programı deniyor. Erasmus Programı’nın ülke için de olanı diyebiliriz. Diplomanızı yine girmiş olduğunuz okuldan alıyorsunuz ancak istediğiniz üniversitede de bir yıl eğitim fırsatınız oluyor. Burs gibi imkanlar da sağlanıyor.  Daha fazla bilgi için hem girdiğiniz üniversitenin hem de gideceğiniz üniversitenin sayfasından ve öğrenci işlerinden bilgi almayı unutmayın.

Yüksek lisan ve doktora eğitimi alabilir miyim?

Kendi alanınızda eğitim alabileceğiz üniversiteler maalesef çok kısıtlı. Eskiden Erciyes Üniversitesi’nde de doktora eğitimi veriliyordu ancak yakın zamanda kaldırıldı. Doktora eğitimi alacaksanız şayet Ankara tek seçenek şu an için. Doktora için Asya Çalışmaları’nı da düşünebilirsiniz.

Sizin bu konudaki deneyim ve görüşleriniz nedir ve neler yapıyorsunuz?

Biz Erciyes Üniversitesi mezunuyuz. Geçmişe gitseydik ya da bugün yine tercih yapıyor olsaydık yine Erciyes’i seçerdik. İstanbul’da yaşıyoruz ve kalabalığı, sosyalliği seven biri değiliz. Kız kardeşimle birlikte okuduğumuzdan eğitimimiz babam için oldukça yıpratıcıydı. Bu yüzden diğer şehirlere nazar Erciyes bizim için biçilmiş kaftandı. Sakin bir şehir ve diğer şehirlere nazaran da ucuz. Havalimanı şehrin içinde ve ulaşımı kolay. Eğitim için bir karşılaştırma yapamayacağım çünkü diğer üniversiteleri bilmiyorum ancak ben işin öğrencide bittiği kanısındayım. Eğer siz talepkâr olur, çalışırsanız en kötü yer bile sizin için en iyi yer olabilir ya da tam tersi. Oxford Üniversitesi iyi bir eğitimi olduğu için mi başarılı bir üniversite yoksa en iyi öğrencileri topladığı için mi? Bunu düşünmek lazım. Yine de hocalarımdan memnun olduğumu da eklemek isterim. Kapılarına gittiğimizde bizi asla terslemediler, yardım istediğimizde de bizi asla boş çevirmediler. Haklarını ödeyemem. Buradan onlara da selamlarımı gönderiyorum:) Peki ne iş yapıyoruz. Yayınevleri için bir süre çevirmenlik yaptık. Çeviri sektörüne, geride bir şey bırakmak ve ülkem insanlarının da bir Batılı kadar Japonca eserlere ulaşabilmesini sağlamak için girmiştik ancak sektör bu iyi niyetleri karşılamak için fazla kötü olduğundan bir süre ara vermeye karar verdik. Ücret ve emek konusunda da kesinlikle tatmin edici değildi. Online olarak Japonca özel ders veriyoruz. Eğitmenlik bizi her anlamda mutlu eden bir meslek. Her yeni öğrenciyle birlikte yeni şeyler öğreniyoruz ve bu doğrultuda da kendimizi geliştiriyoruz. Bunlara ek olarak sitede de görmüş olduğunuz gibi dil öğrenenler için materyal tasarlıyor ve satışını yapıyoruz. Bu bölümü seçme sebebimiz en başından beri evde çalışarak para kazanabiliyor oluşumuzdu. Emir altında çalışacak ya da sabah erken kalkıp bir yerlere gidebilecek insanlar -okula bile zor gidiyordum- hiç bir zaman olmadık. Üretmeden ve düşünmeden nefes alamayan biri olduğumuz için şu an yapmakta olduğumuz mesleğin tam bize göre olduğu söylemek isterim.  En başından ne istediğimize karar verdik ve bu doğrultuda çalıştık. Geçmişte hayalini kurduğumuz hayatı yaşıyoruz diyebilirim. Maddi kaygılarımız olmadığı için bu hayat bizi mutlu ediyor ancak bir başkasını mutlu etmeyebilir çünkü maddi açıdan pek tatmin edici meslekler değil. İnsan sevdiği işi yaptığında bir gün bile çalışmaz diye bir söz vardır. Bunu deneyimleyen biri olarak doğru olduğunu söyleyebilirim. Japoncayı çok seviyoruz ve bu alanda çalışmak yeni şeyler öğrenmek bizi acayip tatmin olmuş hissettiriyor. Siz de ne istediğinize karar verin ve bu doğrultular seçimler yapın. Asla pişman olmayın.

Geçmişteki benin, merak edebileceği sorulara cevap vermeye çalıştım. Başka bir sorunuz olursa yorumlara bırakabilirsiniz. Cevabı yazıya eklerim. Bu yazıyı yazarken aklıma bölüm mezunları ile röportaj yapma fikri de geldi. Belki ilerde böyle bir kategori de açabiliriz. Sadece bizim görüşlerimizi değil diğer kişilerinkini de öğrenmiş olursunuz. Küçük bir uyarı da yapmak istiyorum. Japonca zor ve disiplinli çalışma gerektiren bir dil. Eğer Japoncayı seçme sebebiniz sadece anime, manga sevmeniz yada Japonlar çok sevimli ve nazikler gibi bir düşünceyse bir kez daha kararınızı gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Öncelikle bir şeye olan sevginiz -özellikle fanlık dediğimiz dizi ve yada animelere olan- yaşınız ilerledikçe bitiyor. Deneyimle sabit. Lise yıllarımdayken Kore dizilerini çok severdim. Aşırı fandım diyebilirim. Yaşça büyük kuzenim, bunlar gençlik hevesi herkes yaşar ve büyür demişti. O zaman ona asla inanmamıştım ve bugün ki ben ona hak veriyorum. Bugün zerre ilgimi çekmiyor. Gençken zorluklarla izlediğim dizileri bugün kolaylıkla erişmeme rağmen oturup izlemiyorum. Hasılı kelam büyüdüm. Yaşlandım. 🙁 Siz de büyüyeceksiniz ve ilginiz kaybolduğunda elinizde giden yıllarınız olmasın. Japonlar nazik ve güler yüzlüdür düşünceniz de maalesef pek doğru değil. Japonlar oldukça mesafeli insanlar. Hatta bence Asya ülkeleri içinde en soğuk insanlar. Nazikler ancak bu o kadar yüzeysel ki bazen ne diyecekse desin ama bu kadar yapmacık olmasın dedirtiyor insana. Her insan aynı değil ancak geneli bu şekilde. İyice araştırın, çevrenizden fikir alın,  kararınızı verin ve verdiğiniz kararın arkasında durun. Hepinize seçtiğiniz yolda başarılar diliyorum. Bu yazıyı yazmam 12 yıllık deneyimi ve iki günlük çalışmamı aldı yorum ve görüşlerinizi bırakırsanız çok sevinirim. 🙂 En sona Japon dili alanında Doçent olarak görev yapan Levent Toksöz Hocamızın “Japonca Eğitimi Veren Üniversiteler” videosunu ekliyorum.

Üniversitelerin resmi web sayfaları için ilgili bölüme tıklayabilirsiniz.

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi – Japon Dili Eğitimi

Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi – Japonca Mütercim ve Tercümanlık

Ankara Üniversitesi – Japon Dili ve Edebiyatı

Erciyes Üniversitesi – Japon Dili ve Edebiyatı

Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi – Japon Dili ve Edebiyatı

https://youtu.be/5ESM_JXeDeg

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir