Gezi,  Gezi Tavsiyeleri,  Seyahat,  Tavsiye

Japonya Seyahat Tavsiyeleri 3

Merhaba arkadaşlar daha önceki yazılarımızda Japonya’ya gidecek parayı nasıl biriktirebileceğimizden ve kalacak yer seçeneklerinden bahsetmiştik. Bu yazımızda artık gitmek için yapmamız gereken hazırlıklardan ve dikkat etmemiz gereken konulardan bahsedeceğim. Yine kolaylık olması açısından başlıklar halinde konulara değineceğim. (Dini hassasiyetleri olanlar için Japonya’da ibadet ve İslamiyet adında ayrı bir yazı yazacağım bu arada.)

 Yasal İşlemler

Japonya’ya gitmeden önce yapmanız gereken ilk şey, yasal işlemleri halletmektir. Neyse ki 90 güne kadar olan seyahatlerinizde vize gerekmediğinden vize başvurusunda bulunmanız gerekmiyor. Valizinizi ve uçak biletinizi aldığınız gibi Japonya’ya gidebilirsiniz. Sizden sadece Japonya’ya giriş formunu doldurmanız isteniyor. Bu formu uçakta ya da Japonya’ya indiğinizde havalimanında el ile de doldurabilirsiniz. Ancak form Japonca ve İngilizce olduğundan, bu dilleri bilmiyorsanız size zor gelebilir. Ben, hem zaman kaybetmemek hem de o telaş içinde onunla uğraşmamak için gitmeden önce online olarak formu doldurdum. Gerçekten de büyük kolaylık oldu. Havalimanında herkese telefonumdan kodu göstererek işlemlerimi hızlıca hallettim. Bu arada küçük bir dipnot: Havalimanına indiğinizde internetiniz olmayacağından, gitmeden önce kodun ekran görüntüsünü almanızda fayda var. Bir de yurt dışı çıkış harcını ödemeniz gerekiyor. (En son baktığımda 150 TL idi.) Formun örneğini aşağıda paylaştım. Aslında başka soruların olduğu bir kağıt daha vardı ama onu bulamadım. Bulursam onu da eklerim.

Online vize sitesi. Google çeviri ile formu otomatik çevirip doldurabilirsiniz.

Bu arada, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla ülkeye çiğ sebze, meyve, süt, süt ürünleri ve her türlü et sokmak yasaktır. İkinci belgede, bunları ülkeye sokmadığınıza dair teminat veriyorsunuz. Zaten havalimanında da defalarca valizinizde bunların olup olmadığı soruluyor. Olur da yalan beyanda bulunup yakalanırsanız başınıza ne gelir bilemem. Ama valizlerin köpeklerle ve X-ray cihazlarıyla tarandığını söyleyeyim. Siz her ihtimale karşı bunları sokmayın bence. Bunu söylemden de geçemeyeceğim kadınsanız vize işlemleri aşırı sorunsuz geçiyor. Bize hiçbir şey sormadılar. Pasaportumuza, online doldurduğumuz forma baktılar ve vize verdiler ancak durum erkekler için aynı işlemiyor. Japonya’ya gelen Türk erkekleri çok fazla yasa dışı işe bulaştığından (Taciz, yasa dışı ülkede kalma vb.) baya bir incelemeye tabii tutuyor. Eğer size bakıp bu burada yasa dışı kalır ya da bu belalı bir tipe benziyor diye düşünürlerse gözünüzün yaşına bakmadan ilk uçakla sizi sınır dışı ediyorlar. O yüzden giyim kuşamınıza dikkat edin, kalacağınız yerleri gelmeden belirleyip rezervasyon yaptırın ve gidiş dönüş uçak bileti alın.

Formu dolduracağınız site
Visit Japan Web
https://www.vjw.digital.go.jp/main/#/vjwplo001
Yurt Dışına Çıkış Harcı Ödeme
https://dijital.gib.gov.tr/hizliOdemeler/yurtDisinaCikisHarciOdeme

Valiz Hazırlığı

Japonya’ya giderken mutlaka gittiğiniz dönemin ve bölgenin hava şartlarını araştırın. Eğer imkanınız varsa, orada yaşayan birileriyle iletişime geçip mevsimlerin nasıl geçtiğini sorun. (Biz kış döneminde gideceğimiz için çok soğuk olup olmadığını öğrenmek amacıyla gitmeden önce Osaka’nın Muhtarı‘na ve arkadaşıma danışmıştık. Gerçekten de iklim dedikleri gibiydi.) Japonya’nın kuzeyine (Hokkaido gibi şehirlere) gidecekseniz kışları aşırı soğuk oluyor ancak Tokyo gibi merkezlerde kar çok nadir yağar. Yazları ise aşırı nemli, sıcak ve yağışlıdır. Duruma göre bot mu, yağmurluk mu götüreceğinize karar verebilirsiniz. Biz Şubat-Mayıs ayları arasında Japonya’daydık; hem kışını hem ilkbaharını hem de yazını görmüş kadar olduk. Mayıs ayında bile sıcak dayanılmazdı, uyarmadı demeyin. (Sıcaklık 40 derecelere kadar çıkıyor. Adana gibi düşünebilirsiniz ama en azından Adana’da nem yok. Japonya’daki nem insanı mahvediyor. Her yıl Japonya’nın sıcak yazları yüzünden çok sayıda yaşlı hayatını kaybediyor. Aman dikkat!) Yanınıza mutlaka göğüs yada bel çantası almanızı tavsiye ederim. Son zamanlarda uçaklarda hırsızlık vakaları çok artmış. Herkes uyurken bagaj üstü dolaplarından değerli eşyaları çalıyorlarmış. Paranızı her daim yanınızda taşımak daha güvenli. Ayrıca yabancıların pasaportlarını yanlarında taşımaları yasal zorunluluk. Bu gibi durumlar için bel ve göğüs çantası kolaylık oluyor. Unutmadan şunu da ekleyeyim eğer bir polis gelir pasaportunuzu sorup çantanızdakileri göstermenizi isterse arama izni getir vesaire gibi olaylara girmeyin. Polislerin yasal hakkı. Sadece orta yerde göstermek istemezseniz şubeye yada köşe bir yere gitmek isteyebilirsiniz. Biz hiç öyle bir durum yaşamadık. Pasaport falan da kimse durdurup sormadı ama yine erkekler için durum farklı olabilir.

Biz valiz olayını abarttığımız için taşınma esnasında baya bir kol kası yaptık.

Bu kış Tokyo’ya 2-3 kere kar yağmıştı, birine de biz denk geldik. Gidecekseniz Şubat aylarını öneririm; turist sayısı da az olduğundan güzeldi. Sakura döneminde ise turist kalabalığından hiçbir yere gidemez oluyorsunuz. Üstüne bir de Japonların Altın Haftası (Golden Week) girince tam bir şenlik başlıyor. Fiyatlar iki katına çıkıyor, kalacak yer bulmak neredeyse imkânsız hale geliyor. Tüm indirimli biletler de kaldırılıyor. Anlayacağınız, Nisan’dan sonra Japonya’ya gitmeyi pek tavsiye etmem. Sakura ağaçları gerçekten şahane ama çilesi güzelliğinden fazla. Bu arada, giderken uygun kıyafet seçmeniz gerektiğini söyledim ama bana sorarsanız, en kötü ya da en sevmediğiniz kıyafetlerinizi götürmeniz en iyisi olur. Biz giderken sevgili arkadaşım Büşra, “Çok kıyafet götürmeyin, eskilerinizi götürün.” demişti ama telaşeden tavsiyesi aklımıza gelmemişti. Sonrasında dönerken çok fazla kitap aldığımızdan valizde yer kalmadı ve ne kadar kıyafetimiz varsa Japonya’da bırakmak zorunda kaldık. (Hâlâ yeni aldığım kazakları bıraktığım için içim kan ağlıyor.) Götürecekseniz hafif bir yürüyüş ayakkabısı (Ayakkabınız uzun yürüyüşlere uygun olduğundan emin olun. Baya yürüyorsunuz çünkü.) ve bir yağmurluk mutlaka alın.  Zaten her yerde çamaşır kurutma makineleri olduğundan, kıyafetleri yıkayıp tekrar giyebilirsiniz.

Yıkama kurutma yaklaşık 1100 yen tutuyor.

Yemek Olarak Ne götürmeli

Götürülecek yiyecek konusu ayrıntılı bir konu olduğundan, bunu ayrı bir başlık altında ele almak istedim. Eğer bütçeniz kısıtlıysa ya da bizim gibi dini hassasiyetleriniz varsa, yemeğinizi yanınızda götürmenizi tavsiye ederim. Son dönemde Japonya’da gıda fiyatları çok arttığından, Japonlar bile evde yemek yapmayı bırakmaya başladı. Masraflarınızı azaltmak istiyorsanız, yanınızda yiyecek götürmek mantıklı bir seçenek olabilir.

Biz giderken bir valiz kıyafet, bir valiz de yiyecek götürdük. Bu bizi iki buçuk ay idare etti. Eğer çok yer değiştirmeseydik, daha da uzun süre yetebilirdi. İnsan giderken ne götüreceğini pek bilemiyor (ben de gitmeden önce internette araştırmıştım ama pek bir bilgi bulamamıştım). Bu yüzden fikir olması açısından götürülebilecek yiyeceklerden bahsetmek istiyorum. Siz kendi zevkinize göre karar verebilirsiniz.

Getirdiğimiz ve oradan aldığımız malzemelerle yaptığımız akşam yemeği menüleri.

Biz en çok tarhanayı beğendik. Normalde tarhanayı pek sevmeyiz ama iki dakikada suyla karıştırıp içilebildiğinden çok pratik oldu. Hem de oldukça sağlıklı. Japonlar, ağızlarını kapatmadan hapşırma ve öksürme alışkanlıklarına sahip olduklarından, bağışıklığımızı güçlendirmek adına iyi bir seçenekti. Çok şükür hastalanmadık. Ayrıca kuru bakliyat da götürebilirsiniz. Biz, nohut ve et bulamayız diye et yerine yeşil mercimek götürdük. Mercimek çorbasını sevdiğimiz için kırmızı mercimek de aldık (blender olmadığından süzgeçten geçirmek zorunda kaldık, hoş bir deneyim değildi ama yine de güzel oldu). Pilav için tel şehriye götürdük ve tel şehriyeyle domates çorbası da yaptık, oldukça lezzetli oldu. Maya da götürdük. Bazlama yaptık.

Sırasıyla ketçap, doğranmış domates ve domates püresi.

En önemlisi, salça ve toz yoğurt mayası. Japonya’da salça var ama hiç Japonca bilmiyorsanız, resimlerinden salça mı, domates sosu mu yoksa ketçap mı olduğunu anlamak zor. (Ben bir ara fark etmeden, aldığım markanın salçası yerine ketçabını almışım ve domates çorbası yaparken fark ettim. Tam bir hayal kırıklığıydı ama neyse ki tadı fena değildi.) Bu arada, “Süt ürünleri yasaktı hani?” diye soranlar olabilir ama toz yoğurt mayası sorun yaratmadı. Japonya’da yoğurt var ama helal olanını bulmak zor. (Katılaştırmak için domuz jelatini kullanılıyor.) Helal olanların da tadı Türk yoğurdu gibi değil ve küçük kaplarda satıldığından pahalıya geliyor.

Mayaladığımız yoğurt ve peynir. Türkiye’deki ile birebir aynı lezzette oldu diyebilirim.

Bunların dışında götürdüğümüz bazı yiyecekler:

Tahin-pekmez: (Reklam değil ama Koska’nın tüplerde tahin-pekmez karışımları vardı. A101’den üçlü olarak çok uyguna almıştık. 5-6 paket götürdük, kahvaltıda harika oluyor. Hem enerji veriyor hem de uzun süre tok tutuyor. Tavsiye ederim.)
Tüpte bal: Japonya’da bal var ve uygun fiyatlı ama bildiğiniz şekerli su tadında. Balları Çin’den geldiği için kalitesini siz tahmin edin.
Helva: Eğer helva alacaksanız, minik paketlerde satılanları tercih edin. Açıldıktan sonra çabuk bozuluyor ve büyük paketler hem ağır hem de taşıması zor. Küçük paketler dışarıda atıştırmalık olarak da iyi bir seçenek.
Abur cubur: Japonya’da helal gıda bulmak zor, bulunanlar da pahalı ve pek lezzetli değil. Evdekilere denemeleri için getirdik ama ilk başta güzel gelse de sonrasında mide bulandırıcı oldu. Sevdiğiniz atıştırmalıkları yanınıza almanız iyi olur. Yağlı gevrek, çubuk kraker, form bisküvileri, kruvasan ve enerji barları iyi seçenekler olabilir.
Baharatlar: Baharat çok önemli! Biz yanımıza nane, çörek otu (hasta olursak diye) ve zencefil aldık. Ayrıca tuz götürdük ama siz seviyorsanız karabiber ve kırmızı biber de alabilirsiniz. Japonya’da bunlar var ama ilk gittiğinizde hemen alışverişe çıkmak zor olabilir. Yanınızda olması büyük rahatlık sağlar ve gereksiz yere para harcamanıza gerek kalmaz.

Mini tüp balları ve bitki çaylarını tavsiye ederim.

Makarna, soya mantısı, hazır gıdalar: Yemek yapma imkânınız yoksa, poşet içinde hazır yemekler götürebilirsiniz. Mikrodalgada ısıtıp yiyebiliyorsunuz. Otel odalarında bile mikrodalga fırın bulunduğundan, hızlı bir öğün için iyi bir seçenek olabilir. Ancak içinde et olan yemekleri getirmeyin.
İlaçlar: Yemek kategorisine girmese de, eğer düzenli kullandığınız ilaçlar varsa yanınıza almayı unutmayın. Japon ilaçları hafif dozlu olduğundan, Türkler üzerinde pek etkili olmayabiliyor. Özellikle ishal, mide bulantısı, ağrı kesici ve grip ilaçlarını götürmeniz faydalı olur.

Bitki çayları: Yorucu günlerden sonra bitki çayları çok iyi geliyor. Biz çubuk şeklinde olanlardan almıştık. Japonlar da bitki çaylarını sevdiğinden, gördüğümüz kişilere hediye olarak verdik. (Türkiye’nin elma çayı Japonya’da çok meşhur. Giderken hediye olarak elma çayı da götürebilirsiniz.) Ayrıca mide-bağırsak problemleriniz varsa adaçayı öneririm. Sindirimi düzenlediği için çok iyi geliyor. Stresli bir yapınız varsa, sakinleştirici etkisi olduğundan yolculukta tam ihtiyacınız olan şey olabilir.

Kuralları Öğren

Japonya’da çok fazla kural var, bu yüzden gitmeden nerede ne yapılır öğrenmekte fayda var. Eğer kurallara uymazsanız, sonrasında çok kötü rencide olabilirsiniz. (Yabancı olmanız onlar için pek önemli değil. Başımıza geldiğinden deneyimle sabit.) Japonların çok güzel bir sözü var. “Roma’da Romalı gibi davran.”

Dikkat ettikleri bazı kurallardan bahsedeyim. İlk olarak, toplu taşımada zorunda kalmadıkça konuşmayın. Telefonunuzu sessize alın. İnen yolculara öncelik verin ve yerdeki çizgilere göre sıraya girin. (Bunlar aslında Türkiye’de de var ama uyan yok.) Toplu taşımadaki yaşlı ve engelli koltuklarına oturmayın. Başkalarının özel mülkiyetini çekmeye çalışmayın. (Bu konuda çok hassaslar. Normalde biz güzel bir ev görünce fotoğraf çekiyoruz, ancak Japonya’da kişisel alan çok önemli olduğundan, görürlerse başınız belaya girebilir. Biz çekmediğimiz hâlde azar yedik. Uyarmadı demeyin.) Ayrıca, dükkân içlerinin çekilmesi de yasak. Turistler o kadar çok izinsiz çekim yapmış ki artık postanelerinde bile “çekim yapmak yasaktır” yazısı var. Kişileri doğrudan çekmek de yasak. Fotoğraf çekerken aman dikkat edin.

Ayrıca, hayvanlara yemek vermek de yasak. Kuşlara falan bir şey atamazsınız. Her yerde yasak tabelası var. Biz yere düşürmüş gibi yapıp biraz yemek attık, hayvanlar canavar gibi saldırdı. (Japonya kadar hayatımda hayvan düşmanı başka ülke görmedim. -Hoş başka ülkede görmedim. Ama olsun.- Giderseniz görürsünüz, ne kedi ne köpek var etrafta. Üç ayda iki kedi gördüm, ikisi de bizi görünce saniyesinde korkuyla kayboldu. Devlet hepsini toplayıp ya kısırlaştırmış ya da uyutmuş. Hayvanat bahçeleri deseniz, hayvanın dili olmasa bile ne kadar mutsuz olduğu belli. Hayvan kafeleri ise ayrı bir facia. Hayvanların eşyadan bir farkı yok. Zaten Google yorumlarından bile durumun vahameti belli oluyor. Hayvan dostuysanız bu yerlerden uzak durun. İnsanın kalbi dayanmıyor. Benimki dayanmadı.)

Tokyo Ueno Hayvanat Bahçesi’nden görüntüler. Hayvanlar o kadar sefil haldelerdi ki sadece bu iki fotoğrafı çekmişiz.

Kapı girişlerinde, apartmanlarda, evlerin olduğu sokaklarda sesli konuşmayın. Akşam 9’dan sonra evde yürürken dikkat edin, mümkünse yürümeyin. Televizyonun sesini çok açmayın, sesli konuşmayın. Evler karton gibi olduğundan yavaş bile yürüseniz yer gök sallanıyor ve diğer tarafa ses çok gidiyor. En ufak seste Japonlar hemen polisi arıyor. O yüzden kapınıza polis gelirse şaşırmayın.

Ulaşım kartlarını tek kişi kullanabiliyor. Bizdeki gibi başkasına basamıyorsunuz. Ayrıca, toplu taşımada giriş ve çıkışta kart basıyorsunuz (otobüsler de dâhil). Bindiğiniz durağa göre inerken ücret alınıyor. Kartı bir kere basarsanız, sonrasında binmeden geri çıkarsanız görevliden kartınızı düzeltmesini istemeniz lazım, yoksa tekrar kartı kullanamazsınız. (Başımıza gelmişti.) Ayrıca, bazı özel şirketlere ait otobüslerde kart geçmiyor, direkt nakit para vermeniz gerekiyor. O yüzden ne olur ne olmaz her zaman yanınızda bozuk para taşıyın.

Toplu taşımalarda yemek de yenmiyor. Buna müzeler de dâhil. Bazı müzeler suya bile izin vermiyor. Çantanızı kilitli dolaplara koyuyorsunuz. Sadece hızlı trenlerde yemek yemek serbest. Eğer alışveriş sokağından yemek aldıysanız, dükkânların önünde bile yiyemiyorsunuz. Yürüyerek yemeniz gerekiyor. Aldığınız dükkân bile olsa önünde yemenize izin vermiyorlar. Sanırım yolu tıkamamak için. Kendinizi kaçak göçek kuytu yerlerde yemek yerken bulabilirsiniz. Söylemedi demeyin.

Sokaklara yapıştırılan çöp günlerini gösteren poster ve Tokyo’daki evimizin çöp ayrıştırma kuralları.

Çöpleri türüne göre ayırmanız gerekiyor ve her bölgede bu değişiyor. (Bazı yerlerde tüm kâğıtların geri dönüşümü yapılırken, bazı yerlerde sadece süt kutularının dönüşümü yapılıyor. Gittiğiniz her yerde zaten nasıl yapıldığıyla ilgili bir kâğıt veriliyor.) Otomatların yanında çöp kutusu oluyor ama bazen buralara sadece otomattan aldığınız içeceklerin çöpünü atabiliyorsunuz.

Kanunlar gereği devlete bilgi verilmesi adına kalacağınız her yere pasaport fotokopinizi vermeniz gerekiyor. İsterlerse “Ne alaka?” diye düşünmeyin. (Yanınızda fazladan fotokopi götürürseniz zaman kazanır, uğraşmazsınız. Biz öyle yapmıştık, çok rahat olmuştu.)

Tapınaklarda bizde olduğu gibi ayakkabı çıkarılıyor. Ayakkabınızı düzelterek içeri girmeniz gerekiyor. (Tekrar giyecekmiş gibi ters çevirmelisiniz.) Ayrıca, kesinlikle içerideki putların resmini çekmeye kalkmayın. Kesinlikle yasak. Sesli konuşmayın, mümkünse hiç konuşmayın. İbadet yeri olduğundan her türlü saygısızlıktan kaçının. Ayrıca, onlarda da bizde olduğu gibi tapınaklara çok açık gidilmiyor. Tapınağa gidecekseniz giyiminize dikkat edin. (Erkek kadın fark etmez, çok kısa şort ya da sıfır kollu giymeyin.) Kapının önündeki sudan elinizi yıkayacaksanız nasıl yapıldığına internetten mutlaka bakın ya da insanları gözlemleyin. Tapınakta her yere giremiyorsunuz, bilginiz olsun. Zaten girişte verilen broşürde nerelere girebileceğiniz belirtiliyor. Almayı unutmayın.

Dağlara ya da ormanlara giderseniz tek gitmemeye çalışın. Ormanlarında domuz ya da ayı çıkabiliyor. Zaten her yerde uyarı tabelaları oluyor. Kayıp olma ihtimaliniz de çok yüksek. (Birine sorarım yol gösterir demeyin. Biz kaybolduk kimse yardım etmedi. Hayatımın travması olabilir.) İki kişi olmak, tek olmaktan iyidir.

Adım başı ışıklar olsa da trafik ışıklarına uyun. Bu konuya çok dikkat ediyorlar. Bir de bisikletlilere karşı temkinli olun. İşlerine gelince yaya, işlerine gelince araba gibi davranıyorlar. Her an arkanızdan sessizce yaklaşıp bağırabilirler. Biz sakince yolda yürürken bir amca “Dikkat!” diye bağırıp bize küçük çaplı kalp krizi geçirtmişti. İnsanın boşluğuna gelince eli ayağı titriyor. Bir de hiç dikkat etmediklerinden her an kazaya kurban gidebilirsiniz. Japonya’da bisiklet kazaları, araba kazalarından fazla. En son biz oradayken bir amca bisiklet çarpması sonucu ölmüştü. Devlet, bisikletlilere yeni yaptırımlar getirecekti. Son durum ne oldu bilmiyorum.

Tokyo sokaklarından bir görüntü.

Son olarak kadınlar için söylüyorum; gece vakti işlek alanlarda tek başınıza çok bekleme yapmayın. Gece saatleri insan ticareti başladığından biri yanınıza gelip sizinle fiyat pazarlığına girebilir, aman dikkat. Her ne kadar Japonya güvenli olsa da gece saatleri bir kadın için güvenli olmayabilir. (Burada dünya kadın için cehennemdir sözünü hatırlıyoruz.) Host kafelerin olduğu yerlerde ya da barlar sokaklarında sizi zorla dükkâna çekebilirler, dikkat edin. Polis sürekli böyle yerlerde anons yapıyor, “Dikkat edin.” diye. Sizi bir bara götürüp iki şey aldırdıktan sonra yüksek fiyat çıkarabilirler. Hatta kredi kartınızı alıp kafalarına göre çekim de yapabiliyorlarmış. Çoğu turistin başına gelmiş bir olay. Polise söyleriz diye düşünmeyin. Polis hiçbir şey yapmıyor. Tokyo’daki evimize giden sokakta bir bar vardı. Barın önündeki kaldırıma kocaman bir etiket yapıştırmışlar. Dikkat edin bu bar sizi zorla içeri sokmaya çalışabilir girmeyin falan diye. Bu uyarı yerine dükkanı kapatmak daha akıllıca bir çözüm olurdu ama polisler devriye gezmektense sadece insanları uyarıp kendilerini korumalarını bekliyor. Japonya’da polisin görevi yol tarif etmek ve yaşlılara yardım etmek gibi. Bir de turistik yerlerde hırsızlara da dikkat edin. Eskiden hırsızlık çok yokmuş ama şimdi çok fazla turist gelince hırsızlık olayları artmış. Özellikle şu popüler (İnari Tapınağı, Arashiyama vb. ) mekanlarda. Unutmadan yanınızda kesinlikle çakma ya da korsan ürün götürmeyin, yasak. (Korsan film de dahil. Japonlar korsan konusunda çok sıkı. Sırf korsan anime paylaşıyor diye Çin’deki bir adamı kaçırıp Japonya’ya getirtmişlikleri bile var. Artık siz düşünün.)

Sağlık Sigortası

Yazmayı unuttuğum birkaç nokta vardı, sağ olsun kardeşim hatırlattı. Giderken en çok arada kaldığımız konulardan biri sağlık sigortası yapıp yapmamaktı. Japonya’ya gitmek için sağlık sigortası yapmak şart değil ama olur da başımıza bir iş gelir, çok para ödemek zorunda kalırız diye sigorta yapmayı bir düşündük. (Hastane ücretleri çok yüksek çıkıyormuş.) Ancak yabancı şirketlerin sigorta ücretleri çok yüksekti. Türk şirketleri de pek işe yaramıyor gibi geldi. (O zamanlar kardeşim Polonya’daydı. ‘Boşuna yapma abla, bir işe yaramaz’ dedi. Biz de vazgeçtik. Şükür ki başımıza hastanelik bir mevzu gelmedi.) Yapacak olanlar için de bir hatırlatma: Hastaneye düşerseniz, her türlü parayı siz ödüyorsunuz, geldiğinizde faturayı sigorta şirketine gönderip alıyorsunuz. Çoğu zaman vermemek için şirketler bin bir türlü belge istiyormuş. Bana sorarsanız, hiç bulaşmayın.

İnternet Paketleri

Eğer kısa dönemlik gidiyorsanız, hat almak daha uyguna gelebilir ama bizim gibi uzun dönemlik gidecekseniz ve çok kişiyseniz, en güzeli taşınabilir Wi-Fi satın almak. Biz gitmeden satın aldığımızdan indirimli almıştık. Geleceğimiz gün havalimanına postaladılar, biz de Japonya’ya varınca havalimanındaki postaneden aldık. (İsterseniz kalacağınız otele de kargoluyorlar.) Giderken de Wi-Fi ile birlikte gelen posta zarfına koyup, havalimanındaki posta kutusuna attık. Çok büyük rahatlık oldu. İnterneti hızlıydı ama bir ara herkese video attığımızdan biraz yavaşladı. Siz siz olun, internete çok yüklenmeyin. Dışarıda da internet bulabilirsiniz ama oldukça yavaş ve bazen süre sınırı olabiliyor. Sürekli bağlanırken bilgi doldurmak falan da zor. Güvenlik sorununu hiç hesaba katmıyorum. Biz e-connectjapan kullanmıştık. 3 aylık internet ücreti 163 dolardı. Biz ne olur ne olmaz sınırsız internet paketini seçmiştik. (Bu arada reklam değildir.) Kutu içinden taşınabilir şarj aleti çıktığı için bizi bütün gün idare etti ama her akşam cihazı şarja koymak gerekiyor. Unutmadan postaneden teslim alacaksanız tatil günleri ve mesai saatleri dışında alamıyorsunuz. Bilginiz olsun. (Biz de resmi tatillerine denk geldiğimizden ertesi gün aldık. Bir gün havalimanında kaldığımızdan sorun olmadı.) Japan-guide yazısına bir bakın derim, belki işinizi görür. Bu arada bir şirkete karar verirseniz, YouTube’dan veya internetten arattırın; bazen reklamını yapan kişiler indirim kodu da paylaşabiliyor. Biz indirim kodu da kullanmıştık.

İçinden WİFİ, WİFİ kılıfı, Taşınabilir şarj aleti, şarj kablosu ve geri göndereceğiniz zarf çıkıyor.

Minik Hediye Paketi Önerisi

Reklam gibi oldu ama bizim götürdüğümüz hediye paketleri.

Japonlar hediyeleşmeyi çok seviyor en azından yaşlıları. Gördüğümüz her yaşlı bize ufak şeker ve çikolatalar verdi. Bana rahmetli babaannemi hatırlattı. Her daim yeleğinde şeker olurdu. Çocuk görünce çıkartıp verirdi. Bu yüzden siz de giderken yanınızda küçük hediyeler götürebilirsiniz. En beğenilenler lokum, elma çayı, nazar boncuğu ve kahve. Biz İstanbul kartpostalı (Şu boyamalı olanlardan), açıklama kartı, tekli lokum ve tek içim hazır Türk kahvesinin olduğu bir paket hazırlamıştık. Bu paketler bitince kendimiz için getirdiğimiz bitki çayları ve mağazamızdaki Japonca motivasyon etiketlerinden bir paket hazırladık. (Birilerinin motive edici bir söze ihtiyacı vardır diye düşündük. Malum intihar oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biri Japonya. Belki birinin hayatına dokunur kim bilir?) Bize yardım eden ya da nerelisiniz diye soran kişilere hediye ettik. (Hediyeyi alanlar çoğunlukla yaşlılardı. ) Hepsi de çok beğendi ve bizi ufak tefek hediyelerle karşılık verdi. Ülkemizin adı uluslararası mecrada iyice kötüye çıkmışken bu tür ufak tefek jestler bir ihtimal bozulan imajımızı biraz düzeltir diye düşünüyorum. Japonca, “Türkiye’den hediye” yazan açıklama kartının PDF’ni aşağıya bırakıyorum siz de indirip kullanabilirsiniz.

Hediye Açıklama Kartını İndirmek İçin Tıklayınız.

Döviz Bozma

Kardeşimin eklediği notlardan bir diğeri ise, giderken paranızı dövize çevirerek gitmek. Japonya’ya vardığınızda ihtiyacınız oldukça paranızı bozun. Japonya’da da Türkiye gibi döviz sürekli arttığından zarar etmemiş olursunuz. Biz giderken hep döviz götürdüğümüzden havalimanında yene çevirdik. (İnternette, havalimanları dışarısıyla aynı bozuyor demişlerdi ama alakası yok. ) Size tavsiyem ilk gittiğinizde size yetecek kadar parayı Türkiye’de Kapalıçarşı’da bozmanız. ( 30.000 yen bozmanız bence yeterli olur.) Sonrasında indirimli bilet satan yerlerden ihtiyacınız kadarı çevirmeniz. Bu döviz nerde bozulur ile ilgili ayrıntılı bir yazı da yazacağım.

Erken rezervasyon ve Gezi planı Yapma

Eğer Ghibli Müzesi, Disneyland gibi yerlere gidecekseniz, önceden biletinizi alın. Gittiğinizde yer bulamayabilirsiniz, çünkü çabuk doluyor. Özellikle Ghibli Müzesi için biletler aylar öncesinden satışa çıkıyor ve çıktığı saat doluyor. (Aşırı kalabalık olduğundan bence gitmeyin ama siz bilirsiniz.) Ayrıca, indirimli biletler alacaksanız, OsakaPass ya da Gurutopas tarihlerini takip edip gelmeden alın.(İndirimli biletlerle ilgili bir yazı da yazarım.) Bazen bazı kartlar sadece yurtdışından alınabiliyor çünkü. Kredi kartınıza da çok güvenmeyin. Sürekli dövizin dalgalanmasından dolayı bazen kredi kartları yurtdışında kullanılamıyor. Kullansanız da çok zarar edebiliyorsunuz. (En iyi para, yanındaki paradır.) Planlarınızı da gelmeden yapın. Biz gidince ‘Nasıl olsa orada yaparız’ deyip günlük plan kurmamıştık ama gezmekten plan yapmaya vakit bulamadık. En iyisi, gelmeden önce güne gün nerede ne yapacağınıza karar vermek.

Kardeşimin eklememe istedikleriyle birlikte anlatacaklarım bu kadar sanırım. Artık aklıma başka bir şey gelirse başka bir yazıda anlatırım. Ben dikkat etmeniz gereken noktalardan bahsettim. Tabii ki başınıza gelecek diye bir şey yok ama nereye giderseniz gidin, insanın her yerde insan olduğunu ve başınıza kötülük de gelebileceğini bilin. Japonya çok güvenli, insanları çok iyi diyerek Pollyanna gibi gitmeyin. Temkinli olmakta her zaman fayda var. (Babaannemin çok güzel bir sözü vardır güvenme dostuna saman doldurur postuna.) Sizin de aklınıza gelen bir şey olursa yorumlara yazabilirsiniz.

2 Comments

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir